Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Moğollarda kültür ve uygarlık başlığı altında devlet yönetimi, ordu, bilim dil ve edebiyat, sosyal ve ekonomik hayat, toprak yönetimi, din ve inanış, sanat alanlarına bakalım.

Moğollarda Devlet Yönetimi

Moğol hükümdarına “kağan”veya “Han” denirdi. Kağanlar, kurultay tarafından seçilirlerdi. Moğollarda devlet yönetimi, Orta Asya Türk devletlerinin yönetimine benzerdi. Moğol İmparatorluğu, Cengiz Han tarafından yapılan ve “Cengiz Yasası” diye bilinen yasalara göre yönetildi. Bu yasanın esasını, katı bir disiplin ve ahlak anlayışı oluşturuyordu. Bu yasa ile Moğol kabileleri arasındaki kavgalar kesin olarak yasaklandı.

Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Gerek Moğollarda gerekse Türk-Moğol devletlerinde hükümdarlık, babadan oğula geçerdi. Bu, Tanrının hükümdar olan kimseye kut bahşettiği ve bu yetkinin kan yolu ile oğula geçtiği şeklindeki eski  Türk anlayışından kaynaklanmaktadır. Moğollarda baş hatunun çocuklarının hepsinin tah ta geçme hakkı vardı.

Hükümdarın çocuklarından hangisi güçlü ise tahta o çıkardı. Türklerde olduğu gibi Moğollar’da da en önemli devlet organı kurultaydı. Kurultayın başkanı hükümdardı. Savaş, barış konuları ve halktan toplanacak vergiler kurultayda görüşülüp karara bağlanırdı.

Moğollarda, aileye yasun deniliyordu. Yasunlar birleşerek aymag ve obaları, obalar birleşerek irgen denilen aşiretleri (boyları) meydana getiriyorlardı. Boyların birleşmesiyle de millet (el) ortaya çıkıyordu. Millet ise devleti meydana getiriyordu.

Moğol Boyları, imparatorluk kurulmadan önce, büyük ve küçük topluluklar hâlinde dağınık olarak yaşıyorlardı. Cengiz 1206 yılında kağan olunca sosyal birlikleri aynı zamanda askerî birer birlik şeklinde teşkilatlandırdı. Yasun ve obaları noyanlar idare ederlerdi. Noyanlar; kabiliyet, cesaret ve beceriklilikleri dolayısıyla sivrilmiş kişiler arasından seçilirdi. Noyan önceleri hem sivil, hem askerî idarecileri ifade ederken daha sonraları, genellikle komutan anlamında kullanıldı. Noyanların yardımcılarına nöker denirdi. Kağan ve köbegün denilen prensler, noyanları görevlerinden alabilirlerdi. Ancak noyanlar kendi isteklerine göre görevlerini bırakamazlardı.

Moğollarda, devlet, hanedanın ortak malı idi. Topraklar kağan tarafından hanedanın erkek üyelerine (köbegün = prens) kısım kısım ve tımar olarak verilebilirdi. Bunlar, emirleri altındaki noyanlarla büyük hana bağlı olarak aldıkları toprakları yönetirlerdi.

Kumanda zinciri; kağan-köbegünnoyannöker şeklindeydi. Köbegünler, kendilerine verilen toprakların sahibi olmakla birlikte vergi toplayamazlardı. Vergi   ve maliye işlerine kağan tarafından tayin olunan darugaçin adlı memurlar bakardı. Darugaçinler topladıkları verginin belli bir miktarını köbegüne verirlerdi.

Adalet işlerine yargucı denilen hakimler bakardı. Cinayet, hırsızlık, zina, büyü ve çalınmış mal saklamanın cezası idamdı.

Moğol devlet yönetiminde Kağana, devlet idaresinde divan adı verilen meclis yardım ederdi. Vezir, hakanın yardımcısı idi. Moğol devletlerinde elçilik kurumuna da önem verilmişti. Kağanın ve önemli devlet görevlilerinin elçileri bulunmaktaydı.

Moğollarda Ordu

Moğol ordu teşkilatı, Büyük Hun Hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuş olan onlu sisteme göre düzenlenmişti. Ordunun çoğunluğu, atlı birliklerden meydana geliyordu. Ordu komutanlarına“Noyan” deniliyordu. Noyanlar, hükümdar fermanı olan “yarlık” ile göreve getirilirlerdi.

Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Moğollar, savaşlarda Türklerin turan taktiğini uygularlardı. Kuşatma sırasında direnen şehirler ele geçirilince, yağmalanır ve halkı kılıçtan geçirilirdi. Başlıca silahları ok, yay, kılıç, balta, demir, gürz ve mızraktı.

Moğollarda Bilim, Dil ve Edebiyat

Moğollar ilk dönemlerinde resmî dil olarak Moğolcayı kullandılar. Moğolların Türk ülkelerine yayılarak, kısa sürede Türkleşmeleri sonucunda, Türkçe kullanılmaya başladı. Cengiz’in oğlu Çağatay’ın topraklarında gelişen Türkçeye Çağatay Lehçesi denildi. Çağatay Lehçesi, Orta Asya Türkçesinin, kısmen Moğolca ile birleşmesiyle ortaya çıktı. Çağatayca Orta Asya, Doğu Avrupa ve Ön Asya’da  her yerde anlaşılan  dil oldu.

Moğollar, Cengiz Han döneminden başlamak üzere en çok Uygur alfabesini kullandılar.İlhanlı Moğollarının topraklarında Türk dili, Türk tarihi ve genel olarak Türk kültürü açısından önemli eserler meydana getirildi. İlhanlılar İslam Dini’ne girdikten sonra, Moğol dilinde bir edebiyat meydana getirmeye çalıştılar. Müslüman Hint hikâyeleri olan Kelile ve Dimne Moğalcaya tercüme edildi.

XIII. yüzyılda Moğollar tarafından idare edilen Türkler arasında Cengiz Destanı (Cengiznâme) doğdu. XV. yüzyılda yazıya geçirilen destan da, Cengiz’in hayatı, şahsiyeti ve fetihleri işlenmişti.

Çağatay Hanlığı döneminde yaşayan Rabguzi, Harzem bölgesinin önemli yazarı idi. Kısasü’l-Enbiyâ adlı eserinde peygamberlerin hayat hikâyelerini anlatmıştı. Altın Ordu Devleti döneminde yazılan Husrev’ü Şîrin Mesnevisi de, Moğol devri edebiyatının bir diğer örneğidir.

Moğollarzamanında, tarihilmiönemkazandıvegelişti. İlhanlıveziri Reşîdüddin (1248-1318), Cami-üt-Tevarih adıyla bir Dünya tarihi yazdı. Eserde; Türk, Moğol, Çin, Hint, ibrani ve Batı Avrupa kavimlerinin tarihleri anlatıldı. Cami -ütTevarih’te Oğuz Kağan Destanı’ndan da bahsedilmişti. Moğol diliyle yazılan eserin, sonra Farsça ve Arapça nüshaları meydana getirildi.

Eserlerini Moğol diliyle, Farsça veya Arapça yazan Cüveynî de bu dönemde yaşadı ve üç ciltlik Tarih-i Cihankûşa adlı eseri Farsça olarak yazdı. Eserin birinci cildinde Moğolları, ikinci cildinde Harzemşahlarla Karahitaylar arasındaki mücadeleleri anlatır. Üçüncü ciltte ise Hülagu’nun İran’a gelişinden ve Bâtınilerle ilişkilerinden söz eder.Tarih-i Cihankûşa’da, Orhun Kitabeleri’nden de söz edilmektedir.

Moğollarla ilgili önemli eserlerden biri de “Moğolların Gizli tarihi” adlı eserdir. Ögeday Kağan döneminde yazılan bu eserde Cengiz Han’ın hayatı anlatılmaktadır. Moğollar, İslam dinine girinceye kadar din bilimleriyle uğraşmadılar. Bunun yanısı ra tıp, matematik, astronomi ve kimya bilimleri bu dönemde gelişti. Hülâgü Han, Azerbaycan’ın Meraga şehrinde zamanın en modern aletleriyle donatılmış bir rasathane yaptırdı. Nasîrûddin Tûsi ve diğer bilim adamları burada çalıştılar. Bu dönemde açılan medreselere her taraftan birçok öğrenci gelerek öğrenim gördüler.

Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Tusî’nin yaptığı ilmi faaliyetlerin en önemlilerinden biri trigonometriyi ayrı bir ilim dalı hâline getirmesidir. O zamana kadar bu ilim dalı astronominin bir dalı olarak görülmekteydi. Ayrıca, bu ilim dalıyla ilgili eser de yazdı. Geometride önemli bir otorite hâline geldi ve kendisinden sonra gelen bilim adamları, ileri sürmüş bulunduğu tezlerin üzerine herhangi bir ilave yapamadılar

Moğollarda Sosyal ve Ekonomik Hayat

Moğol toplum yapısı eski Türk topluluklarında olduğu gibi askerî bir düzene dayanıyordu. Savaş esnasında halkın tamamı uyum içinde üzerine düşen görevi yerine getirirdi. Önceki bölümlerde ifade edildiği gibi toplum yapısının en küçük birimi olan aileye yasun denirdi. Birkaç yasunun birleşmesinden aymak (oymak), aymakların birleşmesinden oba meydana geliyordu. Savaş esirleri ise köle olarak kullanılıyordu.

Moğollar göçebe olarak yaşadıkları dönemde, çobanlık ve avcılıkla geçinmişlerdir. Göçebeler genelde sığır, koyun, keçi ve at beslerlerdi. Türklerde olduğu gibi Moğollarda da atın önemli bir yeri vardı. Moğollarda ekonomik hayatın temelini hayvancılık oluşturmaktaydı. Moğolların başlıca serveti at sürüleri idi. Moğollar atı ulaşımda, savaşta ve avda kullanırlardı. Keçe, kayış, urgan, araba, kap kaçak gibi bazı eşyaları kendileri yapan Moğollar aynı zamanda eyer, koşum takımları, ok, yay, kılıç, zırh, süngü gibi savaş araç ve gereçleri de yaparlardı.

Moğol İmparatorluğu’nun kurulmasından sonra Moğolistan’ın ekonomisi de değişti. Moğollarda savaşlardan elde edilen ganimetlerin ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli bir payı oldu. Cengiz Han Dönemi’nden itibaren ticaret de gelişmeye başladı. Savaşlar ve istilalar nedeniyle önemini kaybetmiş olan “İpek Yolu” yeniden canlandırıldı.

Ticaret yolları üzerinde güvenlik önlemleri alındı. Köprüler ve kervansaraylar yaptırıldı. Moğollar, yabancı tüccarlara hoşgörülü davranmışlar ve onlara bazı ayrıcalıklar tanımışlardı. Bunun sonucu olarak, Moğol İmparatorluğu ile Avrupa ülkeleri arasında ticaret gelişti.

Uygurlardan kâğıt para, çek kullanmasını ve ortaklık kurmasını öğrenen Moğollar, Avrupa ülkeleri dışında Çin, Hindistan ve İran ile de ticaret yaptı. Moğollar, ticaretin yanı sıra sanayi ve tarıma da önem verdiler. İlhanlılar tarımın gelişmesi için her türlü önlemi aldılar. Sulama kanalları açarak köylüye tohumluk verdiler.

İlhanlı hükümdarları İpek Yolu’nda güvenliği sağlayarak kervan ticaretini canlandırdılar. Bu yoldan Müslümanların yanında Avrupalılar da faydalandılar.

Moğollarda Toprak Yönetimi

Moğollarda, askerî ikta olarak ayrılan topraklarla mülk olarak verilen topraklara “suyurgal” denirdi. Ayrıca boyların kendi mülkleri sayılan ve adına nutuk (yurd) denilen topraklar vardı. Boyların yaylak ve kışlakları bu topraklar üzerinde bulunurdu. Yeni fethedilen topraklar kağanın mülkü kabul edilirdi. Kağanların, hanedan üyelerine idare etmek üzere verdikleri topraklara inçü (inci) denirdi. Hanedan üyeleri bu toprakların vergilerini toplayamazlardı.

Kağanlar, komutanlara ve başarılarını gördükleri kişilere, mükâfat olarak toprak verebilirlerdi. Bu araziye de“kopı” denirdi.

Askerî ikta sistemi, Moğollarda da uygulanmıştı. Askerî iktalara “çerig yurdu” adını veren Moğollar bu toprakların gelirlerinden askerî birliklerin at, cephane, silah, yiyecek, çadır gibi ihtiyaçlarını karşılarlardı.

Askerler, belirli vergi haricinde köylünün ürününe ve malına el uzatamazlardı.

Askerî iktalardaki düzeni “bitikçi” denilen görevliler kontrol ederdi.

Halktan alınan vergilerin başında arazi ve emlak vergileri vardı. Halk önceleri vergisini, hububat ve kumaş gibi şeylerle öderdi. Vergi nakdî değildi. Çiftçilerden ürünün onda biri olarak alınan vergiye “Kalan” denirdi. Göçebe halktan alınan vergiye de kopçur denirdi.Bu vergi yüz koyundan bir koyun almak suretiyle toplanırdı. Tüccarlardan ve pazara getirilen mallardan alınan vergiye “Tamga” vergisi denirdi.

Moğollarda Din ve İnanış

Moğollar Cengiz Han’dan önce ve Cengiz döneminde Şamanizm, Budizm, Hıristiyanlık ve Putperestlik gibi inançlara sahiptiler. Cengiz Han’dan itibaren Moğollar arasında eski Türk inançları ön plana çıkmıştır. Bunlar tabiat güçlerine inanma, atalar kültü ve Gök Tanrı inancından oluşmaktadır. Gök Tanrı inancına göre, Güneş’e, Ay’a ve yeryüzüne saygı gösterilirdi.

Cengiz Han’ın ölümünden sonra kurulan devletler, yavaş yavaş İslamiyet’in etkisine girdiler. XIII. yüzyılda Altın Orda ve Çağatay, XIV.  yüzyılda da İlhanlı Devle  ti Müslüman oldu. Moğolların büyük bir kısmı Müslüman olduktan sonra zamanla Türkleştiler.

Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Moğollarda Sanat

Moğollar, istila hareketlerinin durmasından sonra istilalar ve savaşlar nedeniyle yıkıma uğrayan Orta ve Ön Asya’daki şehirlerin yerine yenilerini kurdular. Tebriz şehri onarıldı. Tebriz ve Tarhan arasında Sultanîye adıyla yeni bir şehir kuruldu.

XIV. yüzyılda Moğollar, İslam mimari tarzını kendilerinin katkıları ile devam ettirdiler. Türbeler, Budist mabetler, kervansaraylar, sulama kanalları, köprüler, medreseler ve camiler inşa ettiler.

Sultanîye’de Olcaytu Han Türbesi, Tebriz’de Vezir Alişah Mescid’i, Meraga yakınlarında Serçem Kervansaray’ı Moğollar dönemine ait önemli mimari eserlerdendir.

Sanatkârlar ve mimarları teşvik eden İlhanlılar mimaride belirgin bir üslubun ortaya çıkmasını sağladılar. İlhanlıların Hıristiyan Avrupa ve Çin gibi değişik kültürler ile temasta bulunmaları düşünce, ticaret ve sanat alanlarında taze ve canlı tesirler meydana getirdi.

Gazan Han’ın yaptırdığı medreselerde; tıp, astronomi, kimya ilimleri ve el sanatları öğretildi. Ayrıca Tebriz civarında kurduğu rasathanenin yanında, fen ilimlerinin okutulması için bir de medrese yaptırdı. Tebriz’de Gazan Mahmûd Han tarafından yaptırılan, etrafı on iki büyük medreseyle çevrili Büyük Câmi, eşi görülmemiş büyüklükte ve çok kıymetli bir sanat eseridir.

Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Bu dönemde yapılan resimlerde Çin ve Uygur etkisi görülür. Yine Moğol dönemi çiniciliğinde, Uygur ve Karahanlı tesirleri görülür. Özellikle XIII. ve XIV. yüzyıllarda yapılan tabaklar ve duvar çinileri çok güzeldi.

 

Moğollar | Moğol İmparatorluğu | Moğol İmparatorluğu’nun Parçalanması
Kubilay Hanlığı, Çağatay Hanlığı, Altın Orda Devleti, İlhanlılar Devleti
Moğolların Dünya Tarihindeki Yeri Nedir?
Moğollarda Kültür ve Uygarlık

Add Comment