Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Timurlarda kültür ve uygarlık başlığı altında devlet yönetimi, ordu, dil ve edebiyat, maliye ve ekonomi, bilim ve sanat alanlarına bakalım.

Timurlarda Devlet Yönetimi

Timur, devlet teşkilatını eski Türk ve Moğol geleneklerine göre oluşturmuştu. Timur, devletini bir dünya hakimiyeti fikri çerçevesinde tasarlamıştı ve dünyanın iki hükümdara yetecek kadar büyük olmadığını söylüyordu. Timur Cengiz soyundan gelmediği için han unvanı alamamış, ölünceye kadar Cengiz Han soyundan birini şeklen han sıfatıyla yanında bulundurmuş, kendisi bey unvanı ile yetinmişti.

Diğer Türk devletlerinde görüldüğü gibi Timurlular da da belli bir veraset usulü yoktu. Ülke hanedanın ortak malı kabul ediliyordu. Hanedan üyelerine “mirza” denirdi. Bir eyalet merkezine gönderilen mirza orada devlet merkezindeki saray ve idare teşkilatını aynen kurar, âdeta bir hükümdar gibi bölgeyi idare ederdi. Mirzaların hukuki durumları ve devletin hanedanın ortak mülkü kabul edilmesi sık sık ayaklanmalara ve taht mücadelelerine yol açmıştır.

Timurlularda, şehir ve bölgelerin idari ve askerî işlerinden darugalar (hakimler) sorumluydular. Darugaların başlıca görevleri arasında bulundukları yerlerdeki adli işleri yürütmek, savaşa katılmak, bazen de vergi toplamak vardı. Büyük merkezlerde kale komutanı görevinde bulunan “kutvaller” bulunurdu. İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan Türk devletlerinin saray teşkilatlarında görev yapan memurların çoğu, Timurluların saray teşkilatında da bulunuyordu.

Timurlular’da devlet merkezinde askerî ve idari-mali işlere bakan başlıca iki divan vardı. Tavacı Divanı adı da verilen Dîvân-ı Büzürg-i Emâret’in beyleri diğer bütün görevlilerin önündeydi. Türkler ve Türkleşmiş Moğollar’la ilgilenen bu divana Türk Divanı da deniliyor, kâtiplerine ise“bahşı” veya“nüvîsendegân-ı Türk” adı veriliyordu. Divanın başında bir divan beyi bulunuyordu, ayrıca pek çok tavacı emîri mevcuttu. Geniş yetkilere sahip tavacılar askeri topluyor, ordunun nizam ve inzibatı ile uğraşıyor, ganimeti paylaştırıyor ve hükümdarın önünde geçit resmi yaptırıyordu.

Mali konularla ve halkın işleriyle ilgili ikinci divan Dîvân-ı Mâl idi. Divanın başında bir divan beyi bulunuyor, kâtiplerine “vezir” veya “Nüvîsendegân-ı Tacik” deniliyordu. Başlıca görevleri vergi işlerini yürütmek, tarım üretimiyle ilgilenmek,şehirlerin imarıyla uğraşmak ve gelirlerin arttırılmasını sağlamaktı. Para bastırılması, hesapların tutulması, vergilerle ilgili yolsuzluklara dair şikâyetler de bu divanın görev alanına giriyordu.

Timurlarda Ordu

Timur Devleti’nde ordu,onlu,yüzlü,binli ve on binli birliklerden oluşuyordu. On bin kişiden oluşan en büyük birliğe“tümen” denirdi. Ordu sağ kanat, sol kanat ve merkezle öncü ve artçı denilen kısımlara ayrılıyordu. Timurlularda savaşlarda kahramanlık gösterenlere “suyurgal” denilen ikta verilirdi. Soyurgal sahibi tüm vergilerden muaf tutulurdu. Kendisine ikta verilen komutanlar belli sayıda asker beslerlerdi.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.19: Timur’un Ordusuyla İlgili Temsilî Resim

Timur, Hindistan Seferi’nden sonra ordusunda fil de kullandı. Hükümdarın bu dönemde kendine bağlı “kavçin bölüğü” denilen bin kişiden oluşan hassa alayı vardı. Ordunun büyük bir bölümü süvarilerden meydana gelirdi. Ordunun silah ihtiyacı cebehâne denilen merkezlerden karşılanırdı. Başkent Semerkant’ta devamlı zırh, kalkan, ok ve yay yapan zanaatkârlar vardı.

Dil ve Edebiyat

Timur Devleti zamanında dil olarak Çağatay Türkçesi, alfabe olarak Uygur Alfabesi kullanıldı. XV. yüzyılın ilk yarısından sonra devletin siyasi ve kültür hayatına damgasını vuran iki önemli şahsiyet Sultan Hüseyin Baykara ve veziri Ali Şîr Nevaî’dir.

Sultan Hüseyin Baykara (1469-1506) ilim, sanat ve edebiyat alanında büyük üne kavuştu. Hüseyin Baykara aynı zamanda değerli bir Türk şairiydi. Bu devirde Osmanlı sarayı ve bilginleriyle bu bölge sanatçıları arasında sıkı bir iş birliği vardı. Timur Devleti’nin dili Türkçe idi.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.20: Hüseyin Baykara

Yalnız Timurlularda değil, Türk dünyasının her yerinde anılan Ali Şîr Nevaî (1440-1501) Herat’ta doğmuştur. Muhakemet’ül Lûgateyn isimli eserini Türkçenin Farsçadan daha zengin olduğunu ispatlamak amacıyla yazmıştır. Ali Şîr Nevaî bu eserinde iki dilin karşılaştırmasını yapmıştır. Divanları ve mesnevileri dışında tarih, edebiyat, ahlak ve tasavvuf dallarında pek çok eser yazmıştır. Ali Şîr Nevaî, Çağatay Türkçesi’nin en büyük şairi olarak kabul edilir.

Sultan Hüseyin Baykara ise Hüseynî mahlası ile Farsça ve Türkçe şiirler söylemiş ve yazmıştır.

Bunların dışında Kadızâde-i Rumî, Kaşhanlı Cemşid, Ebul Gazi Bahadır Han, Şekkaki ve Lütfî bu dönemin ünlü şair ve yazarlarındandır. Lutfî’nin en ünlü eseri Gül ve Nevruz adlı mesnevidir.

Timurlarda Maliye ve Ekonomi

Timur Devleti’nde maliye ile ilgilenen divana Divan-ı Mal denirdi. Bu divanın başında divan beyi bulunurdu. Görevi vergi işlerine bakmak, üretimi artırıcı tedbirler almak, şehirlerin imarını sağlamak, para bastırmak, gelir gider hesaplarını tutmak ve bu konularla ilgili şikâyetleri çözümlemekti.

Timur Devleti’nin resmî para birimi “tümen”di. Ancak bunun dışında dinar ve dirhem gibi para birimleri de kullanılmıştır. Devletin başlıca gelir kaynakları öşür, haraç, cizye ile tüccar ve sanatkârlardan alınan tamga adındaki vergi idi. Timur İmparatorluğu’nda şehirler kurulup imar edilirken tarım da ihmal edilmemiştir.

Timur, fethettiği yerlerin halkını başka yerlere göç ettirerek boş olan pek çok sahayı iskâna açmıştır. Su kanalları yaptırmak suretiyle yeni tarım olanları oluşturmuştur. Timurlular tahılın yanı sıra pamuk, pirinç, elma, üzüm, erik, kavun, şeker kamışı ve portakal da yetiştirmişlerdir. Büyük Timur İmparatorluğu, Çin’den batıya doğru uzanan İpek Yolu’nun güzergâhında bulunduğu için ticaret de gelişmişti. Kervanlardan alınan vergiler, ülkenin en önemli gelir kaynağını oluşturmaktaydı.

Hazar Denizi kıyılarından Tebriz’e getirilen ipekler İranlı, Cenevizli ve Venedikli tüccarlar eliyle Suriye, Anadolu ve Karadeniz’e ulaştırılıyordu. Hürmüz ve civarındaki adalar ise uluslararası ticaretin merkezi idi. Farklı dinlere mensup tüccarlar buraya gelerek mal alıp satıyorlardı. Küçük sanayi olarak dericilik, dokumacılık, şeker üretimi ve taş işçiliği gelişmişti. Firuze, elmas, demir ve kurşun işletilen madenler arasında idi.

Timurlarda Bilim ve Sanat

Timur Devleti döneminde  bilim ve sanat alanında da büyük bir gelişme yaşandı. Fet-hedilen şehirlerdeki bilim adamları ve sanatkârlar Semerkant’a getirilerek, bunların çalışmaları hükümdarlarca korunarak desteklendi. Astronomi bilimi en parlak devrini Timur’un torunu Uluğ Bey döneminde yaşadı. Uluğ Bey’in kendisi de astronomi bilgini idi. Semerkant’ta kurduğu rasathanede astronomi ile ilgili gözlemlerde bulunmuş ve Yıldızların Fihristi Cetvelleri adlı eserini yazmıştır.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.21: Semerkant’taki Uluğ Bey Rasathanesi

Devrin bilginlerinden Ali Kuşçu’da Uluğ Bey’in öğrencisi idi. O da önemli bir matematik ve astronomi bilgini idi. Daha sonraları Fatih Sultan Mehmet Han döneminde İstanbul’a gelerek Osmanlı hizmetine girmiş ve pek çok öğrenci yetiştirmiştir.


ALİ KUŞÇU

Ben, Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam âlimi olan Ali Kuşçu. 1403 yılında Semerkant’ta doğdum. Maveraünnehir’de yetişen bilginlerin sonuncusuyum. Büyük araştırmalar yaptım. Orta Asya’da birçok devleti ziyaret ettim. Son olarak Büyük Şanlı Osmanlı Devleti’ne hizmette bulundum.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık ali kuşçu

Resim 04.22: Fatih Sultan Mehmet ve Ali Kuşçu

Üstadım Uluğ Bey’in  kurmuş  oldu ğu  Semerkant  Gözlem   Evi’nin   kadızadesi ölünce ben rasathaneye müdür oldum. Üstadım Uluğ Bey bir ihanet sonucu şehit olunca şehri terk  ettim.  Düştüm  yollara.  İlk olarak Azerbaycan’a, oradan da Tebriz’e geldim. Burada Uzun Hasan tarafından çok iyi karşılandım ve onun elçisi oldum. Uzun Hasan, elçi olarak beni Osmanlı Devleti’ne gönderdi.

Burada büyük padişah Fatih Sultan Mehmet’le tanışma şerifine nail oldum. Beni çok sevdi ve bilgime hayran kaldı. İstanbul’da kalmam için teklifte bulundu. Ben de bu büyük devlette çalışmalarımı sürdürmeye karar verdim ve teklifi kabul ettim. Ailemi yanıma alarak çalışmalarımı burada sürdürdüm. Fatih Sultan Mehmet beni Ayasofya Merdesesi’ne müderris olarak atadı.

İstanbul’da Fatih Camii’ne Güneş Saati yaptım. İstanbul’un ilk enlem ve boylamlarını ben hesapladım. Ondalık kesir sayıları, “Türk Sayısı” adıyla benim vasıtamla Batı’ya geçmiştir.

Bir kaç eserimin ismini size de söylemek istiyorum:

  1. Hallu Eskâli’l-Kamer
  2. Meserretu’l-Kulûb
  3. Risâletu’l-Fethiyye

Ali Kuşcu 1474’te İstanbul’da vefat etti.

(Hazırlayan: H. Sefa AYSEL Kaynak: Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam’da Bilim ve Teknik 5 cilt, İstanbul Büyükşehir Belediyesi)


Timurlular döneminde mimari, resim, süsleme sanatları ve müzik alanlarında da gelişmeler sağlanarak güzel eserler ortaya konmuştur. Timur Devleti’nde mimarideki gelişme, Avrupa’da Timurlu Rönesans’ı deyiminin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu dönemde İslam mimarisine yenilik olarak kazandırılanlar binaların yüksek yapılması ve bütün yüzeylerde renkli çinilerin kullanılmasıdır. Binaların görülebilen bütün yüzeylerinde renkli çiniler kullanılmış, kubbe ve minarelerin iç hacimleri de geniş tutulmuştur. Armut şeklinde kubbeler yapılmıştır. Yapılan mimari eserlerin başlıcaları: saraylar, camiler, medreseler, kervansaraylar, türbeler, köprüler, hamamlar ve hastanelerdir.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.23: Bibi Hanım Cami Semerkant (1399-1404)

Timur, Semerkant’ta şehrin bir ucundan diğer ucuna uzanan bir cadde yaptırmıştı. Bu caddenin iki yanına da dükkânlar yaptırılarak ticaretin gelişmesi teşvik edilmiştir. Bibi Hanım Mescidi adı verilen Semerkant Camisi ve türbesi şehirdeki yapıların en güzeli idi.

Gök Saray da Timur tarafından yaptırılan eserlerden birisidir. Burası daha çok devlet hazinesinin saklanması yanında, hapishane olarak kullanılıyordu. Timur’un Keş şehri yakınlarında yaptırdığı Ak Saray, çinileri ve altı metre yüksekliğindeki kapısı ile tanınmaktadır.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.24: Şah-ı Zinde Külliyesi-Özbekistan

Timurlular döneminde imar edilen diğer bir şehir de Herat idi. Şahruh burada bir hastane yaptırmıştır.

Karısı Gevher şad da Meşhed’de bir cami, Herat’ta da medrese ve türbe inşa ettirmiştir. Şahruh’un oğlu Uluğ Bey’de, kendi adıyla anılan bir medrese yaptırarak bütün bilim dallarının tanınmış bilginlerini Semerkant’ta toplamıştır. Ali Şir Nevaî’de Herat ve Horasan’da üç yüz yetmiş hayır müessesesi yaptırarak, bunların işletilmesi için büyük bir servet vakfetmiştir. Ayrıca Özbekistan’daki Şah-ı Zinde Külliyesi Timurlular döneminden kalma önemli eserlerden birisidir.

İslam dünyasında resim sanatı, Bağdat, Tebriz ve Şiraz okullarında geliştirilmişti. Timur, buraları alınca sanatkârları Semerkant’a götürdü. Daha sonra Herat’da İslam minyatürcülüğü çok ilerledi. Sanatçılar Hüseyin Baykara ve Ali Şir Nevâi tarafından korundu.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.25: Bir Hat Yazısı Örneği

Kemaleddin Bihzad, tabiat manzaralarını gelenekçi unsurlarla birleştirerek kitap ressamlığına yenilik getirdi. Çini sanatında renkler uyum içinde kullanıldı. Mimari eserlerin ön yüzeylerinde ayetlere ve bitki motiflerine yer verildi. Yazma eserlerde ve yazı levhalarında tezhip sanatından çok güzel yararlanıldı. Arap alfabeli yazının, en güzel şekilde yazılması olan hat sanatı da bu dönemde gelişti.

Timur’un Semerkant’a gönderdiği sanatkârlar arasında çalgıcılar ve okuyucular da vardı. Bu dönemde musikinin iki ünlü siması, Endicanlı Yusuf ve Meragalı Abdülkâdir idi.

Endicanlı Yusuf, çalgıcılıkta ve şarkı söylemekte meşhurdu. Meragalı Abdülkâdir ise musiki nazariyeleri ilminde kendini göstermişti. O, Timur’un Bağdat’ı ele geçirmesi üzerine Semerkant’a gönderilen sanatkârlar arasında idi. Herat’ta Şahruh adına ünlü eseri Câmiü’l-Elhân’ı (1415) yazdı.

Abdülkâdir Meragi, eserlerinde, Doğu Türkistan’da pek çok şarkı ve türkünün olduğunu belirtmektedir. Küğ denilen bu şarkılardan birinin her gün hükümdar huzurunda çalındığını ve bunlardan dokuz tanesinin çok önemli olduğunu da kaydetmektedir.

Şahruh zamanında yaşayan Ahmedî, Doğu Türkçesi ile “Sazlar Münazarası” adlı bir eser yazmıştır. Bu eserde, Timurlular devri musiki aletleri hakkında bilgi verilmiştir.

Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Resim 04.26: Geleneksel Çalgı AletleriKokand Müzesi

 

Timur Devleti (1369-1507) | Timur’un Fetihleri | Timur Devleti’nin Parçalanması
Timurlarda Kültür ve Uygarlık

Add Comment