Yüksek Enflasyon Ne Demektir?

Bütün ekonomilerin ulaşması gereken önemli hedeflerden biri istikrardır.

İstikrarın sağlanabilmesi için önemli olan üretim ve fiyat istikrarının sağlanması ve var olan enflasyonun kontrol altına alınmasıdır. Bunun için hükûmetlerin, kamu maliyesi giderlerinin fazla olmamasına özen göstermeleri gerekmektedir.

Dördüncü ünitede ayrıntılı olarak değindiğimiz enflasyon, kredi hacminin genişlemesi, fiyatlar genel seviyesindeki artış sürecini ifade eder ve ekonomiyi olumsuz etkiler. Enflasyon ekonomide sınırlı kaynakların yanlış yönlendirilmesine neden olur. Etkinlik, adil gelir dağılımı ve büyüme gibi temel ekonomik hedeflerin elde edilmesini güçleştirir.

Yukarıdaki nedenler enflasyonla mücadelede sorunun devam ettiğinin göstergesidir. Ancak son yıllarda enflasyonla mücadelede belirli bir yol katedilmiştir.

Aşağıda Türkiye’deki Yüksek Enflasyonun Temel Nedenleri Açıklanmıştır.

2015-2017 Orta Vadeli Programı (OVP), 8 Ekim 2014 günü açıklanmıştır. Program sonrasında hükûmet tarafından yapılan açıklamalar, enflasyon üzerinde yoğunlaşmıştır. Türk Ekonomisi’nin en önemli önceliklerinden birinin enflasyonla mücadele olduğu bildirilmiştir. Enflasyona bu denli vurgu yapılmasının çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan sadece birkaçı şu şekilde sıralanabilir.

İlk olarak enflasyon; mal ve hizmetlerin fiyatlarında yol açtığı suni yükselişlerle, gerçek fiyatların tesbit edilmesini önler. İkincisi, tüketimi cazip kılarak tasarrufları yok eder. Üçüncüsü, gerçek fiyatların tespit edilememesi sonucunda yatırımların yanlış alanlara yönlendirilmesi riskini doğurur. Gelir dağılımını bozucu etkiye sahiptir. Bir diğer olumsuz etkisi ise faiz oranlarında değişime yol açar. İhraç mallarının fiyatlarını artırarak ihraç piyasalarında tıkanıklıklara yol açar. Elbette, enflasyonun ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri sadece bunlarla sınırlı değildir. Üretim yapmak cazibesini yitirir. Üreticiler ellerindeki

fazla nakiti kolay para kazanmak amacıyla emlak, altın veya dövize yatırırlar. Bu da finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açar. Bütçe açığı daha fazla artacağından bütçe açıklarının kapatılması için dış borçlanmaya gidilir. Refah düzeyi gittikçe düşer. Maaş ve ücretlerde istenilen seviyede artış yapılamaz. Sosyal adaletten uzak, huzursuz bir toplum oluşmaktadır.

Bu etkilerden çoğu, 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaşanan yüksek enflasyonlu dönemler sonunda Türk Ekonomisi’nde ortaya çıkmıştır. Örneğin, gelir dağılımı bozulmuştur. Tasarruflar erimiştir. Türkiye, ihracat yapamaz duruma gelmiştir. Emek faktörü bol olan bir ülke olmamıza rağmen, iş gücü maliyetlerimizin dünya ortalamasının üzerinde olması yıllar süren enflasyonun bir sonucudur. Dış ticaret üzerindeki en olumsuz etki elbette, yükselen suni maliyetler nedeniyle karşılaştırmalı üstünlüklerimizin kaybolması şeklinde kendini göstermiştir.

Tablo 6.1: 2015’te Bir Önceki Yılın
Aynı Ayına Göre TÜFE ve ÜFE
Oranlarındaki Değişim (TÜİK)
2015TÜFE (%)ÜFE (%)
Ocak7,243,28
Şubat7,553,1
Mart7,613,41
Nisan7,914,8
Mayıs8,096,52
Haziran7,26,73
Temmuz6,815,62
Ağustos7,146,21
Eylül7,956,92
Ekim7,585,74
Kasım8,15,25
Aralık8,815,71

Türkiye’ye ait verileri incelediğimizde hem ÜFE hem de TÜFE’yi azaltacak tedbirlere ihtiyaç vardır. Üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla, bir an önce tarımsal üretimi hava koşullarına bağlı olmaktan kurtaracak tedbirlere ihtiyaç vardır. Arazi koşulları tarıma elverişli olmayan ülkelerin tarımsal uygulamaları benimsenebilir. Tarımsal üretim kısmen kapalı alanlarda modern yöntemlerle yapılabilir.

TÜFE’yi azaltmak amacıyla, arz ve talep dengesini sağlayacak tedbirlere ihtiyaç vardır. Daha açık bir ifade ile arz ve talep arasında, talebin arzı geçmesinden dolayı ortaya çıkacak dengesizliği gidermek gereklidir. Bu bağlamda sadece talep kısıcı politikalar yeterli değildir. Çünkü talebin kısılması, Türk Ekonomisi’nde ekonomik büyüme oranının düşmesine yol açmaktadır.

Sadece lüks tüketimin kısılması, talebi azaltma yöntemi olabilir. Arz talep arasında talebin yükselmesinden kaynaklanan dengesizlik, arzı artırarak giderilebilir. Aslında, Türk Ekonomisi’nin aşması gereken temel sorun da budur. Arzın artırılması, hem enflasyonu düşürecek hem de ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır.

Add Comment