Canlıların Çeşitliliği ve Sınıflandırılması | Canlıların Sınıflandırılmasında Kullanılan Ölçütler

Canlıların sahip olduğu özelliklerin incelenerek gruplandırılmasına sınıflandırma denir. Bu konu ile ilgili bilim dalına taksonomi, bununla uğraşan bilim insanına taksonomist adı verilir.

Taksonomi, canlı çeşitliliğini, canlıların günümüze kadar geçirdiği değişimi ve aralarındaki akrabalıkları inceleyip belli kurallar içinde canlıların sınıflandırmasını yapan biyoloji alt bilimidir.

Yeryüzünde çok büyük çeşitlilik gösteren bir canlı topluluğu vardır. Bugüne kadar 2 milyon civarında canlı türü tanımlanabilmiştir. Ancak daha keşfedilememiş canlı türleri de bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli devirlerde yaşayıp nesli tükenmiş birçok canlı türü vardır.

Dinozorlar dünyaya 150 milyon yıl kadar hükmetmiştir. Yaklaşık 65 milyon yıl önce 6 mil genişliğinde bir meteor ya da asteroit Meksika’nın Yukatan Yarımadası’na çarpmıştır. Bu çarpışmadan çıkan nükleer serpinti dinozorların ve dünya üzerindeki yaşamın büyük çoğunluğunu yok etmiştir.

Yapılan çalışmalara göre 1990’lı yıllarda her gün 3 canlı türü yok olurken günümüzde her gün 20 canlı türü yok olmaktadır. Uzmanlara göre her yıl kaybettiğimiz 30.000 canlı türünün yok oluş nedeni, su, hava ve toprak kirliliğidir. Hatta bazı uzmanlar önümüzdeki 50 yıl içinde, var olan canlı türlerinin %50’sini kaybedebileceğimizi öngörmektedir.

Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin (IUCN) iki yılda bir yayımlanan listesinde yer alan soyları tükenme riski taşıyan canlılar arasında kelaynak kuşları, panda, goril, Akdeniz foku, kutup ayısı bulunmaktadır. (Görsel 3.1)

Görsel 3.1 Soyu tükenme riski taşıyan canlılar

Görsel 3.1 Soyu tükenme riski taşıyan canlılar

Canlıların Sınıflandırılmasında Kullanılan Ölçütler, Dikkat Edilen Unsurlar

Canlıları sınıflandırma düşüncesi çok eskilere dayanır. İnsanlar o zamanlarda bile hangi hayvanları besin olarak tüketilebileceğini, hangi hayvanları avlayabileceğini, hangi bitkilerin yenebileceğini, hangilerinin zehirli olduğunu ayırt etme çabasındaydı. Buradan anlaşılmalıdır ki sınıflandırma çok eski devirlerde bile gerekliydi.

Sınıflandırmanın tek amacı canlıları gruplandırma değildir. Taksonomi; genetik, sitoloji, farmakoloji, ekoloji ve anatomi gibi birçok bilim dalından aldığı verileri sentezleyerek farklı amaçlara da hizmet eder.

Bilimsel olarak canlıları ilk sınıflandıran bilim insanı Aristo’dur. (Görsel 3.2) Aristo, canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak iki gruba ayırmıştır. Bu gruplandırmayı yaparken canlıların yaşadıkları ortamları ve dış görünüşlerini dikkate almıştır. Havada yaşadıklarından ve ikisinin de kanadı olduğundan kuş ve sineği aynı gruba almıştır. Aristo’nun yaptığı bu sınıflandırmaya yapay (ampirik) sınıflandırma denir. Bu sınıflandırma doğru bir sınıflandırma değildir.

Görsel 3.2 Aristo’nun temsili resmi

Görsel 3.2 Aristo’nun temsili resmi

Aristo’nun öğrencisi Theophratus (Teofratus) ise bitkileri dış görünüşlerine göre ot, çalı, ağaç olarak üç gruba ayırmıştır.

Ampirik sınıflandırmada kullanılan organların kökenleri farklı, görevleri aynıdır. Bu organlara analog organ denir. Örneğin, kuşun kanadı ve sineğin kanadı analog organlardır. (Görsel 3.3) Kuşun kanadı etten, kemikten oluşmuştur. Sineğin kanadı ise zarsı yapıdadır. Yani kökenleri farklı fakat görevleri aynıdır.

Görsel 3.3 Analog organlar

Görsel 3.3 Analog organlar

Canlıların sınıflandırılmasında John Ray (Jon Rey), benzer anne ve babadan meydana gelen canlıları tür kategorisi altında gruplandırmıştır. Daha sonra sınıflandırma üzerine çalışan Carolus Linnaeus (Karl Line), John Ray’in tür anlayışını benimsemiştir. Daha sonra cins, familya, takım, sınıf, şube ve âlem kategorilerini eklemiştir. Bugün kullandığımız doğal (filogenetik) sınıflandırmanın temelleri böylece atılmıştır.

Doğal (filogenetik) sınıflandırmada homolog organlar esas alınır. Kökenleri yani anatomik yapıları benzer olan organlar homolog organlardır. Bu organların görevleri aynı ya da farklı olabilir. Örneğin, insan kolu, yunusun yüzgeci, atın ön bacağı ve yarasanın kanadı birbirleriyle köken olarak ortak yani homolog olan organlardır. (Görsel 3.4)

Görsel 3.4 Homolog organlar

Görsel 3.4 Homolog organlar

Filogenetik sınıflandırmada DNA benzerliği, hücresel özellikler, anatomik özellikler, fizyolojik özellikler, boşaltım atıklarının türü ve embriyolojik gelişim evreleri gibi birçok özellik dikkate alınır. Fakat analog organlar, kromozom sayısı, dış görünüş ve canlıların yaşadıkları ortam dikkate alınmaz.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Canlıların evrimsel gelişim basamaklarına filogeni denir.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Akrabalık ilişkilerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden biri de fosillerin günümüzdeki üyeleri ile kıyaslanmasıdır. Bilim insanları fosillerin dış görünüşleri ile fosillerden alınan dokuların incelenmesinden elde ettikleri verileri günümüzdeki üyeleri ile kıyaslayarak akrabalık ilişkilerini belirlemeye çalışırlar.

alabalık ve vatoz

Alabalık ve vatoz balığının 50 milyon yıl önce yaşayan atalarına ait fosil ve günümüzdeki akrabaları

Sistematik Kategorilerin Hiyerarşisi

Tür Kavramı: Kökenleri benzer olan çiftleştiklerinde kısır olmayan yavrular oluşturabilen bireyler topluluğuna tür denir. Canlılar farklı dillerde farklı isimlerle anılabilir. Ancak evrensel olmayan bu isimler bilim insanları arasındaki iletişimi güçleştirir.

İsimler dünyanın her yerinde aynı olmalıdır. Bu kargaşayı önlemek için türler ikili adlandırma yöntemi ile adlandırılır. Bu sistemi uygulayan ilk bilim insanı Caroulus Linneaeus’dir. (Görsel 3.5)

Görsel 3.5 Caroulus Linneaeus

Görsel 3.5 Caroulus Linneaeus

Binominal (İkili) Adlandırma: Türlerin adlandırılmasında iki kelime kullanılır. Birinci kelime büyük harf ile başlar ve eğik yazılır. Bu kelime, canlının cinsini belirtir. İkinci kelime ise küçük harf ile başlar ve eğik yazılır. Bu kelime tamamlayıcı addır. Bu iki kelime birden canlının tür ismidir.

Yandaki kutuda Felis leo, Felis domesticus, Canis lupus, Canis domesticus olarak isimlendirilen 4 farklı türün ismi yazılıdır. Bu türlerden Felis leo, Felis domesticus “felis” cinsi altında, Canis lupus, Canis domesticus ise “canis” cinsi altında bulunur. (Görsel 3.6)

Görsel 3.6 İkili adlandırma

Görsel 3.6 İkili adlandırma

Sınıflandırmanın amaçlarından biri de canlıları sistematik bir düzene koymaktır. Bu sistemdeki en küçük birim tür, ikincisi ise cinstir. Aynı cinsler aynı familyaya, familyalar takımlara, takımlar sınıflara, sınıflar şubelere ve şubeler de âleme yerleştirilir. (Görsel 3.7)

Görsel 3.7 Türden âleme kadar sınıflandırmayı oluşturan birimler

Görsel 3.7 Türden âleme kadar sınıflandırmayı oluşturan birimler

Türden aleme doğru gidildikçe ne gibi değişiklikler olduğunu açıklayalım:

  • Birey sayısı artar.
  • Canlı çeşitliliği artar.
  • Embriyonik gelişim evrelerindeki benzerlik azalır.
  • Protein benzerliği azalır.
  • Gen çeşitliliği artar.
  • Ortak özellikler azalır.

Sistematik kategoriler birbirlerini kapsayacak şekilde dizilmiştir. Mesela iki canlının cinslerinin aynı olduğu bilgisi verilmişse bu iki canlı kesinlikle aynı familya, takım, sınıf, şube ve âlem içindedir. Fakat türleri hakkında kesin bir bilgi veremeyiz. Aynı tür olabilecekleri gibi farklı tür de olabilir.

Sınıflandırma Yapmanın İnsanlara Sağladığı Yararlar

  • Birçok canlının kökeninin incelenmesi kolaylaşmıştır.
  • İnsanlık için yararlı ve zararlı olan canlılar, gelecek nesillerin bilgilendirilmesi amacıyla kayıt altına alınmıştır.
  • Yeryüzündeki canlı çeşitliliği hakkında bilgi edinilmiştir.
  • Çevre kirliliği ile mücadelede kullanılabilecek canlılar olduğu anlaşılmıştır.
  • Sınıflandırma, bilim insanları arasındaki iletişimi kolaylaştırarak bulunan bir canlının yeni tür olup olmadığının anlaşılmasını sağlamıştır.

Aşağıda, ev kedisinin filogenetik sınıflandırma basamakları verilmiştir. (Görsel 3.8) İnceleyiniz.

TürCinsFamilyaTakımSınıfŞubeAlem
Ev kedisiKediKedigillerEtçillerMemelilerOmurgalılarHayvanlar

Görsel 3.8 alem şube sınıf

Görsel 3.8 Ev kedisinin (Felis domesticus) doğal sınıflandırma yöntemine göre sınıflandırılması

Görsel 3.8 Ev kedisinin (Felis domesticus) doğal sınıflandırma yöntemine göre sınıflandırılması

 

One Response

  1. ismi boşver 30 Nisan 2020

Add Comment